Umut Azak: “Behzat fonda İstanbul, Boğaz vs. olmadan da, şehirde geçen bir dizi film çekilebileceğini ispatladı.”

Umut Azak: “Behzat fonda İstanbul, Boğaz vs. olmadan da, şehirde geçen bir dizi film çekilebileceğini ispatladı.”

Radikal‘de Bahar Çuhadar film üzerine söyleşi yapmıştı, siz de vardınız o kadronun içinde. O günden bugüne ne değişti Behzat Ç. ile Umut Azak arasında?

Kısaca, aramız bozuldu. İlk sezon bir “altın çağ”a dönüştü; o altın çağın hayaliyle avunup durdum. Behzat Ç.’ye ısınamayan arkadaşlara hep ilk sezonu izlemelerini tavsiye ettim. Ama son sezonda artık “mazi” bile yetersiz hale geldi. Artık dizinin ortasında uyuklamaya bile başladım, hatta son haftalarda takip etmekten vazgeçtim. Galiba, Savcı Esra’nın kaybından sonra hiç toparlanamadı dizi.

Behzat Ç.’nin nasıl bir toplumsal etkisi oldu? 3 sezonluk dizi için bir cümle kurmanızı istesem, ne dersiniz?

İki soruyu birleştireyim: “Her şeye rağmen, “Behzat Ç.” bir efsane olarak kalacak.”

Bunun birçok nedeni var:

• Daha önce dizilerde yer bulamamış, ilelebet ergen erkeklik hallerini kahramanlaştırabildi.

• Kahramanlaştırırken, onları mükemmelleştirmeye çalışmadı; sakil, zavallı ya da kötücül yanları da olan, ne tam iyi ne tam kötü diyebileceğiniz, ama yine de -belki de bu yüzden- sevebildiğimiz, kısaca normal insanlar olan karakterler yaratabildi.

• Fonda İstanbul, Boğaz vs. olmadan da, şehirde geçen bir dizi film çekilebileceğini ispatladı.

• Medeniyetin beşiği başkentli olma bilincini, garibanlık ve has Anadolu çocuğu olma duygusuyla harmanlayabilen, kompleks ve gurur karışımı, o garip Ankaralı hissiyatına dair ilk dizi film oldu.

• Güne dair, siyasete dair sözü olan tek diziydi; ama sözünü kör gözün parmağına sokmadan söyledi. İktidarın gündelik yaşamın içindeki sıradan hallerini hikâye içine yedirebildi; “doğru Ahmet” tarzı, eğlendirirken ders veren, yukarıdan bakarak aydınlatan tarzın dışına çıktı.

• Adaletin olmadığını bile bile, varmış gibi yaşamakta ısrar etmeyi hatırlattı.

İşte bütün bu “ilk”ler, beni ve büyük ihtimal birçok insanı Behzat Ç. fanatiği yaptı.

Medyanın sıfat bulamadığı, sonunda “fenomen”e sarıldığı bir dizi oldu Behzat Ç. Bu “fenomen”in dinamikleri nedir sizce? Edebiyatla bir alaka kurmamız mümkün mü?

Behzat Ç.’ye bir Ankara fenomeni denebilir herhalde. Ankara ile bir şekilde temasta olmuş insanları (üniversite kampüslerinin ötesindeki Ankara’yı kastediyorum burada) yakaladı bu dizi.

Bitişi için ne düşünüyorsunuz? Sizce miadını doldurmuş muydu? Yoksa erken mi gene de?

Bence dizi çoktan bitti. Yukarıdaki yorumlarım “altın çağ”, yani ilk sezona dair.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>